İnsanlar bazen kendilerini iyi hissetmek ya da bir durumdan kaçmak için, gerçekte hiç var olmayan şeyleri söyleyebilir. Buna yalan deriz. Peki, karşıdaki kişi bu olmayan şeye inanırsa ne olur? Sonuç bellidir: Üzülür. Yalanı söyleyen ise hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam eder.
Bu noktada akla şu soru gelir: Yalancı kimdir? Söyleyen mi, yoksa inanan mı? İnanan kişi, kendisine sunulan hayal dünyasına kapılır ve bunun bir gün gerçek olmasını bekler. Yalanı söyleyen ise, yarattığı bu dünyanın dışında, gerçeklikte yaşamayı sürdürür.
Bazen insanlar güzel sözler söyler; fakat o sözler çoğu zaman sadece o anın duygusal tepkisidir. Tıpkı beynin kısa süreli bir nöral bağlantı kurması gibi… Ya da bir yapay zekânın halüsinasyon üretmesine benzer. Aslında insanlar da benzer zihinsel halüsinasyonlar yaşar, fakat bunu çoğu zaman kendilerine yakıştıramaz ve kabul etmek istemezler.
Yalan En Büyük Hırsızdır
Efe Ali Bozkurt
Çalınan değerli duygularmı yoksa önemsiz bir şeymi ?