Olmayacak ya da geçmişte kalmış güzel şeyleri, hâlâ bir umutla devam edecekmiş gibi bekleyerek yaşar insan. Çoğu zaman istediklerimiz olmaz; yine de bekleriz, bir ahmak gibi. O bekleyişin kimsenin umurunda olmadığını bilerek… Geçmiş, gelecekten daha uzak. Bunun verdiği hisle kendimi daha da ahmak gibi hissediyorum.
Geçmişte olanların gelecekte de olmasını beklemek… Hem de bir hiç uğruna. Uyuyorsun; rüyalarında. Uyanıyorsun; aklında yine aynı şey. Bu da ahmakça.
Sevmek de ahmakça sanırım. İsmini duyunca taş kesilmek… Duygular çoğu zaman kolay yönetilir, ama “ahmakça sevgi” diye bir şey var; o kadar kolay yönetilmiyor. “Unuttum” diyorsun, sonra bir anda kendini yeniden hatırlatıyor.
Unutmak için ikinci bir büyük kırılma gerekiyor belki de. Ben de işte, umutla bekleyen bir ahmağım. Belki rüyalarım gerçek olur… Hayır, hayır. Bak, yine ahmakça bir düşünce.